Aşk ve Avokado

Glüten hassasiyetiniz olabilir mi?

Glüten hassasiyetiniz olabilir mi?

Yorum Yapılmamış

Pizza, ekmek, makarna, kek yedikten sonra bir ağırlık çöktüğünü, enerjinizin düştüğünü hisseder misiniz?

Peki ya aşağıdaki rahatsızlıkları sık sık yaşıyor musunuz?

–          Şişkinlik

–          İshal

–          Kabızlık

–          Yorgunluk

–          Egzama gibi deri hastalıkları

–          Sivilce

–          Burun tıkanıklığı, burun akıntısı

–          Baş ağrısı

–          Kas krampları, eklem ağrıları

–          Ruh hali değişkenliği

 

Sebebi glüten olabilir!

Glüten buğday, bulgur, arpa, çavdar, irmik gibi tahıllarda bulunan bir protein. Adı yapışkan anlamındaki ‘glue’ kelimesinden geliyor. Glüten hamura elastikiyetini veriyor, tutmasını sağlıyor.  Ekmek, pizza, kek ve kurabiyeler glüten sayesinde kabarık oluyor.

Çölyak hastalığı olanların kesinlikle glüten tüketmemesi gerekiyor, çünkü glüten ince bağırsaklarında ciddi bir tahribata sebep oluyor. Genetik bir sindirim hastalığı olan çölyak nadir görülse de glüten hassasiyeti veya buğday alerjisi daha yaygın olduğu tahmin edilen rahatsızlıklar.

Çölyak hastalığı, buğday alerjisi ve glüten hassasiyeti benzer semptomlar veriyorlar.

Glüten hassasiyeti ile ilgili henüz yeterince araştırma yok, dolayısıyla insan sağlığına negatif etkileri çok bilinmiyor. Pek çok hazır gıdada dolgu maddesi olarak kullanıldığı için gıda endüstrisi tarafından bilinmesi de istenmiyor.

Amerika’da birkaç ünlü doktorun glütene savaş açması sonucu glütenle ilgili farkındalık bütün dünyada tırmanmaya başladı. Amerikalı kardiyolog William Davis ‘Buğday Göbeği’ adlı kitabında glüteni neredeyse zehir olarak değerlendiriyor ve astımdan romatizmaya, MS’den şizofreniye pek çok hastalığı glüten ile ilişkilendiriyor. Amerika’da glütene karşı savaşın başlangıcında önemli rol oynayan diğer bir isim nörolog David Perlmutter ‘Tahıl Beyin: Buğday, Karbonhidrat ve Şeker – Beyninizin Sessiz Katilleri’ adlı kitabında daha da ileri gidiyor. Glüten hassasiyetinin insan sağlığına su yüzüne çıkarılmayan en büyük tehditlerden biri olduğunu savunuyor.

New England Tıp Dergisinde çıkan bir makale glütenin tetikleyebileceği 55 hastalığı listelemiş.  Bunların arasında huzursuz bağırsak sendromu ve osteoporoz gibi hastalıklar var. Glüten depresyon, anksiyete, şizofreni, otizm gibi nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarla da ilişkilendiriliyor.

Glüten hassasiyeti hayal ürünü mü?

Bu rahatsızlıklardan glüteni beslenmelerinden çıkartarak kurtulan ve glütensiz beslenerek kendilerini daha iyi hisseden kişilerin sayısında son yıllarda önemli bir artış var. Diğer taraftan, glüten hassasiyeti ile dalga geçen, sadece kafada yaratılan bir rahatsızlık olduğunu iddia edenler de var. Tıp çevrelerinde glüten hassasiyetinin gerçekten var olup olmadığı ile ilgili tartışmalar bu konuda yeni araştırmalar yapılmasına da yol açtı.

Araştırma sonuçları glüten hassasiyetini doğruluyor!

New York’daki Columbia Üniversitesi tarafından yeni tamamlanan bir araştırma glüten hassasiyetinin gerçekliğini destekliyor. 40 sağlıklı yetişkin, 40 çölyak hastası ve buğday hassasiyetinden şikayetçi 80 kişiden alınan kan örnekleri ve bağırsak biopsileri karşılaştırılmış. Buna ek olarak, buğday hassasiyeti olduğuna inanan ve 6 aydır glütensiz beslenen 20 kişilik başka bir grup da araştırma kapsamına alınmış. Glütensiz beslenmenin etkilerini görebilmek için glütensiz diet öncesi ve sonrası kan ve bağırsak floralarında oluşan değişiklikler incelenmiş.

Sonuçlara gelince… Buğday hassasiyeti olan kişilerde, sağlıklı deneklerden daha yüksek oranda sızıntılı bağırsak sendromu olduğu görülmüş. Bu sendrom bağırsaklardaki bakteri ve mikropların kana sızmasına ve vücutta kronik enflamasyon yaratmasına yol açıyor. Buna ek olarak, bağırsak biopsisi sonuçları çölyak hastalarında görülen epitel hücre hasarının buğday hassasiyetine sahip olanlarda da görüldüğünü tespit etmiş. İyi haber ise şu: 6 ay glütensiz beslenen kişilerin vücutlarındaki enflamasyon oranının ve hücre hasarının ciddi oranda iyileştiği görülmüş.

Glüten hassasiyetini nasıl anlayabilirsiniz?

Çölyak hastası olup olmadığınızı doktorunuzun yaptıracağı testlerle anlamanız mümkün. Glüten hassasiyeti için ise gıda intoleransı testleri yapılmakla beraber %100 güvenilir sonuç veren bir test yok.

Glüten hassasiyetiniz olup olmadığını anlamanın en iyi yolu 21-60 gün tamamen glütensiz beslenip sonrasında tekrar glütenli gıdalar tükettiğinizde rahatsızlıklarınızın geri gelip gelmediğini gözlemlemek.

Eğer 21 veya 60 günlük glütensiz beslenme programını uygularsanız, program sonrası ilk aşamada buğdaylı ürünleri denemeyin. Arpa, çavdar, yulaf gibi diğer glütenli besinlerle başlayın. Eğer bu besinlerde sorun yaşamazsanız 3-4 gün sonra buğday deneyin. Buğday tükettiğinizde rahatsızlıklarınız yeniden başlarsa bütün glütenli gıdalara değil sadece buğdaya hassasiyetiniz olduğunu anlamış olursunuz.

Glütensiz beslenmenin faydaları ve öneriler

Glüteni beslenmeden çıkartarak önemli faydalar görülebileceği bir gerçek. Benim kendi tecrübem glütensiz beslenmeye başladıktan sonra enerjimin önemli ölçüde artması, sindirimimin iyileşmesi ve kilomun istediğim noktaya ulaşması. Ama daha da önemlisi glütensiz beslenmeye başladıktan 3 ay sonra yaptırdığım kan testlerinde kolesterol seviyemin %30 trigliserit seviyemin %35 düşmüş olması!

Yüksek miktarda glüten içeren gıdalar çoğunlukla basit karbonhidrat ve şeker oranı yüksek, kan şekerini hızla yükselten ve kısa süre sonra tekrar acıktıran gıdalar. Aslında glüten hassasiyetiniz olmasa bile işlenmiş buğday unu gibi glüten içeren tahılları hayatınızdan çıkartmak sağlığınız için çok olumlu bir adım.

Glüten o kadar çok gıdada mevcut ki bırakmak kadar önemlisi glütenli besinler yerine ne tüketeceğinizi bilmek. Hazır glütensiz ürünlerin çoğu lezzeti tutturabilmek için yüksek miktarda şeker veya yağ içeriyor. Ayrıca glütensiz beslenmede yeterli fiber, demir, b vitamini ve folik asit gibi ihtiyaçlarınızı karşılayamama riski var. Glütensiz beslenme tarzından gerçekten faydalanabilmek için işlenmiş gıdalar yerine meyve, sebze, fındık, badem, ceviz gibi kabuklu yemişler, bakliyatlar ve doğal olarak glüten içermeyen esmer pirinç, kinoa, karabuğday gibi tam tahılları tüketmek en sağlıklısı.

Bu blogdaki tüm tarifler tamamen doğal gıdalarla hazırlanmış, besin yoğunluğu yüksek glütensiz ve şekersiz lezzet .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 2 3 4 5