Aşk ve Avokado

Kırılganlığın gücü

Kırılganlığın gücü

Yorum Yapılmamış

Utanç ve kırılganlık konusunda uzman olan Brené Brown’ın ‘’kırılganlığın gücü’’ adlı videosu ted.com’da neredeyse yirmi dört milyon kez izlendi. Brown, İngiliz Telegraph gazetesinde okuduğum bir röportajında kırılganlığın gücünü ve bunun kendi hayatını nasıl değiştirdiğini anlatmış. TED konuşmasına derinlik katan bu röportajda önemli bulduğum başlıkların özetini paylaşmak istedim.

Houston Üniversitesi’nde araştırma profesörü olan Brown, sosyal terapi alanında master yapmış. Sosyal terapi çalışmaları yapmayı “fazla karışık” bulduğunu söyleyen Brown, şans eseri araştırma görevlisi olmuş. Bir hocası araştırma yapmanın, terapinin tersine kontrol ve tahminleme üzerine olduğunu söylemesiyle birlikte, ‘’O anda hayatımın amacını buldum’’ diyen Brown, ilişkiler konusunda araştırma yapmaya yönelmiş.

Brown Daring Greatly: How the Courage to Be Vulnerable Transforms the Way We Live, Love, Parent, and Lead adlı kitabında “Diğer insanlarla bağ kurmaya programlıyız, hayatımıza amaç ve anlam katan ana etken bu’’ diyor.

Asıl odağını kırılganlığa çevirmesi de yakınlık ve bağ kurma araştırmaları sırasında olmuş:

‘’Fark ettim ki, ne zaman araştırmalarıma katılanlara en önemli ilişkilerini sorsam konu hemen kalp kırıklıkları, utanç ve aldatılmaya geliyordu’’.

Brown, çalışmasının bir parçası olarak, kendi değerinin farkında olan bir grup insanın buna neden inandıklarını anlamaya çalışıyor. Bu insanları ‘kalpten yaşayan’ olarak tanımlayan Brown, bunun mutlu olmakla aynı şey olmadığını savunuyor. “Kalbimizin kırılabileceğini kabullenmeden kalpten yaşama kapasitemizi arttıramayız.” Bunun anlamı kırılganlığımızla değerli olma hissimizi dengeleyerek var olabilmek. Kendinizi yalanlardan ve aldatmacalardan korumak için ne kadar dikkat ederseniz, insanlarla bağ kurma yeteneğinizi de o kadar kaybedersiniz. İnsan olmak ve diğer insanlarla bağ kurmak, güven gerektirir. Her ilişki bir risktir ve “Ben buradayım ve seni seviyorum. Eğer beni aldatırsan, kalbimi kırarsan mahvolurum ama bu ihtimal yüzünden kendimi uzaklaştırmayacağım.” diyebilmektir. Bu içten olmanın ve kendini açmanın özüdür.

 

Kalpten yaşayan kadınlar

Brown bunları anlatırken gözleri doluyor. Aslında kendisinin de bir noktada ‘kalpten yaşamadığını’ fark ettiğini ve bunun hayatını değiştirdiğini hatırlıyor.

Araştırmaları sırasında bir gün oturup kalpten yaşayan kadınların ne için uğraştıklarını ve neleri hayatlarından çıkartmaya çalıştıklarının bir listesini yapmış. Kendisinin kalpten yaşamadığını anlaması da bu liste sayesinde olmuş.

Kalpten yaşayanlar neleri hayatlarından çıkarmaya çalışıyorlar:

• Kendilerini ve çevrelerindekileri yargılamak
• Mükemmeliyetçilik
• Sürekli kendilerini başkaları ile kıyaslamak
• Çok az eğlence
• Çok fazla çalışma
• Korkularla hareket etme
• Kırılganlığını gizleme

Ne için uğraş veriyorlar:

• Yaratıcılık
• Kahkaha
• Neşe
• Özüne uygun davranma

Kadınlar da erkekler de kendi kırılganlıklarından güç alabilirler

Brown, aslında hepimizin özümüzde benzer olduğunu söylüyor: ‘’Eğer sokakta tanıştığınız birinin evine gitseniz, yemek masasına otursanız annesinin kanseri veya çocuğunun okulda çektiği sıkıntıları, hayatlarının ellerinin arasından akıp gitmesi ile ilgili korkularını konuşsanız aslında hepimizin benzer duygular yaşadığını görürüsünüz.’’
Kadınların da erkeklerin de kırılganlıklarını kabul etmek ve açığa vurmaktan fayda göreceklerine inanıyor. Kırılganlık ve utanç çok insani duygular. Ancak toplumun beklentileri kadınları ve erkekleri farklı yönlendiriyor.

Kadınlar için ‘’Her şeyin üstesinden mükemmel şekilde gel ve ne kadar çok çalışıp çabaladığını belli etme’’.

Erkekler için ise ‘’Asla zayıf görünme’’

Kırılgan olmak ve her şeyi dışa vurmak arasında fark olduğunu belirten Brown, “boşanmanızın detaylı bir raporunu yayınlamak kırılganlık değildir. Bu insanlarla bağlantı kurmada kısa yol kullanmaya çalışmaktır. Ancak sahte ve manipulatif tavırlarla gerçek bir bağ kuramazsınız. Gerçek bir bağ oluşturmak zaman alır, yavaş yavaş oluşur, güven gerektirir.”

Kırılganlığı gizlemek için 3 kalkan

Brown’a göre kendimizi kırılganlıktan korumak için geliştirdiğimiz üç kalkan var:

1. Her şeyi mükemmel yapmaya çalışmak
2. Alkol, uyuşturucu, yemek veya iş gibi şeyleri kullanarak gerçek hisleri körleştirmek
3. Neşe hissetmeyi engellemek

“Eskiden çocuklarımın uyumalarını seyredip tam mutlu olduğum an başlarına kötü şeyler geldiğini hayal etmeye başlayan tek kişi benim sanırdım.” diyen Brown, mutlu olabilmek için bu kalkanları indirmemiz gerektiğine inanıyor.

Kırılganlık zayıflık değildir

Kırılganlığın zayıflıkla aynı şey olmadığını anlatan Brown, “Eski halime kıyasla çok daha cesurum. Kırılganlık konusunda yaşadığım bu değişim bana TED konuşmasını yapacak cesareti verdi. O konuşmayı yapana kadar kariyerimin küçük olmasını planladığımı fark etmemiştim.” diyor.

Brown, başına bir olay geldiğinde, tepki vermeden önce olayı sindirmeye çalıştığını söylüyor. ¨Köşeye sıkıştırılınca saldırganlaşan insanlardanım. İnsanları üç kelime ile ağlatabilirim. O yüzden benim mantram, kimseyle konuşma, mesaj veya email atma” diyor.

Aslında çoğumuz kırıldığımızda saldırganlaşıp, durumu daha da kötü bir noktaya getiriyoruz. Zor olan kırıldığımızı itiraf etmek ve karşımızdakine kırgınlığımızı onaracak ve aramızdaki bağı güçlendirecek bir şey yapabilmesi için fırsat vermek. Söylemesi kolay, yapması zor… Ama yapabildiğinizde ilişkiler daha yakın ve daha gerçek…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 2 3 4 5